





Bugün yüzünden bin parça düşen, içi kanayan taraftar, zamanında bu pankartı açmıştı. O zaman ortada bir hak vardı. Paraları düzenli ödenemeyen orta kalite bir futbolcu grubu, hangi takımın formasını giydiğini çok iyi biliyordu. Hakkını veriyordu parçalının sonuna kadar. Gecikmeli de olsa alacak bir kuruşları da kalmadı, bu taraftar da onları unutmadı, unutmayacak. Peki, dakika gecikmeden parasını hesabında gören sizler, sizler nasıl hatırlanacaksınız bizler tarafından? Bunu bir kez olsun düşündünüz mü?
Her derbide ev sahibi tribünü normal performansının altına düşer. Bunun aslında çeşitli sebepleri vardır. En büyük 2 sebebi yüksek alkol oranı ve hiç maça gelemeyen insanların özellikle de Fb maçında tribünde olmak isteğidir. Türkiye'nin hatta dünyanın 4 tarafından akın akın insan toplanır derbi günleri stadda.Herşeyi kabul edebilirim, Sami Yen'de dışarıda her takıma yenilebiliriz. Can sıkar, üzer. Ama mücadele etmediklerini görmek kahrediyor insanı. İçimdeki en büyük sıkıntı rakibime kendi evimde yenilmek değil, yarışta geri kalmak da değil, bizim uğuruna öleceğimiz armayı formayı sırtına geçirenlerden beklediğimiz mücadeleyi göremememizdendir. Artık başka yerde arıyorum suçu,kendimizi suçlamaya başlıyorum. Her mağlubiyet, her kötü oyun sonrası yanlarında olduğumuzu, onları çok sevdiğimizi suçlayan bizlerdedir suç. Kadıköy'deki maçtan sonra ruhsuz oyunlarını protesto etmeyen bizdedir suç. Pazar gecesinden sonra Florya'yı basmayan, otobüsün önünü kesmeyen bizdedir suç. Elbette elaleme malzeme verip, sarı kırmızıyı lekelemek istemediğimizden vermediğimiz tepkilerdir bunlar ama susmaya devam ettiğimiz sürece, bizi umursayacak bir futbolcunun bile olacağına inancım kalmadı artık.
Bu sene şampiyon olabiliriz ama ben dün bir kez daha emin oldum. Galatasaray yıldız futbolcuların değil, ruhu olan Türk neferlerinin takımıdır. Biz senelerce şampiyonlukları böyle kazandık. Fenerbahçe senelerce şampiyonlukları bu şekilde kaybetti. Ve dün yine şuna emin oldum ki biz takımın kimyasını bu şekilde bozuyoruz. 2 sene öncenin takımı olsa ne yapar eder dün Trabzon'u orada yenerdi. Yenmeyi de geçiyorum, dün akşamkilerin 2 katı mücadele ederdi. O takımla aynı birkaç adam var diyebilirsiniz. Ama işte sırrı da orada zaten, o ruhu o kimyayı bozarsan, aynı adamlar da olsa bir boka yaramıyor malesef.
Kulübümüz öncülüğünde, ülkemizin önde gelen sanatçılarının desteğiyle Çocuk Esirgeme Kurumu'ndaki engelli çocuklar yararına bir proje hayata geçiriliyor. Projenin adı Esirgemeden. Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Nilüfer ve Emel Sayın gibi dev isimlerin bir araya geldiği bir album çıkartılıyor. Ve bu dev projenin arkasında Galatasaray Spor Kulübü var. Ne olduğunu okuyunca, görüntüleri izleyince müthiş bir gurur ve mutluluk hissettim. Sessiz sedasız bu kadar önemli bir projeyi hayata getiren yönetimimizi tebrik ediyorum. Bu tip organizasyonlarda "Galatasaray" adını görünce gerçekten gururlanıyor insan.


Ey Ruh,
Webaslan denen çakma internet sitesi "2.'lik için en büyük aday kim" diye anket yapmış. Ulan tamam biz de inanıyoruz, biz de çok istiyoruz. Hatta belki sizden kat kat fazla istiyoruz ama bu neyin gazı? 1 galibiyet aldık altı üstü. 11 hafta var daha. Herkes birbirini yeniyor, her hafta puan durumu değişiyor. Bu hafta puan kaybetsek yine kafa kafayayız. Puan kaybetmesek ne olur, bir sonraki hafta yine bu olabilir. Kızdığımız "ezik beşiktaşlı" taraftar profilini bürünmeyin. Sağda solda Fblilerle bu kadar dalga geçmeyin. 2 hafta sonra dedikleriniz içinizde patlamasın. Havaya girmek ayrı, şampiyon ilan edip dalga geçmek ayrı. 5 puan fark 3 hafta kala olsa ben böyle birşey yapmam. Biraz sakin olun ya...
İhtiyacımız olan şey baştan beri buydu aslında. Her maç öncesi takım tribüne çağırılırken omuz omuza gelmeleri gerektiğini söylüyordum. Kasımpaşa maçından önce muhtemelen Arda ve Ayhan'ın önderliğinde takım tribüne elele geldi. Bu tip ufak noktaalar birliktelik ve takım ruhu için çok önemli. İnanmışlığın göstergesi. Nitekim bu hareketin arkasını da maç boyu doldurdular. Uzun zamandır ilk defa bu kadar mücadele ettiler, yırtındılar. Bu şampiyonluğu ne kadar istediklerini herkese gösterdiler. Mutluluğumun sebebi sadece puan farkının artması değil, bu isteği takımda görmek. Baştan beri demiyor muyuz, mücadele edersek bu takımın karşısında kimse duramaz diye. Bu hafta Eskişehir maçı da umarım istediğimiz sonuçla biterse, takımı şampiyonluk havasına iyice sokmalıyız taraftar olarak. Mart ayında da önemli maçlar var. Eskişehir(D), Ankaragücü, Trabzon(D) ve Fenerbahçe. Çok zor gibi gözüküyor ama diyorum ya, dünkü istek olduktan sonra, Mart'ı da istediğimiz şekilde kapatıp yolun sonunu görebiliriz. Yeterki isteyelim, yeterki şampiyonluk havasına girelim...




Her maç sonrası idman raporunda 3 oyuncu darbeye bağlı sakatlık haberi okuyoruz. Bu artık alenen yapılıyor ve ses çıkmıyor. İnsan diyemiyorum bile, bunu yapan da aynı biçtikleri futbolcular gibi hayatlarını futboldan kazanıyorlar işin en acı tarafı. Bunları bilerek yapanın da, görüp de görmemezlikten gelenin de yakaları sakatlıktan kurtulmasın. Daha ne diyim. En ağır küfürleri de söylesem, en ağır bedduaları da etsem biliyorum anlamaz bu kahpeler. Bu sahnelere izin verenler evlerinde rahat uyuyor mu merak ediyorum.
Nonda'nın gönderileceğini duyduğumuzda hepimiz üzülmüştük. Doğru düzgün bir veda edememenin de verdiği üzüntü de vardı. Ama giderken ufak çapta bir tören yapıp, hizmet plaketi vermişler Nonda'ya. Bir nebze olsun içimi rahatlattı benim, mutlu oldum gerçekten. Resmi sitede fotoğrafları görünce, bir başka güzel adam Mondi'nin vedası geldi aklıma. Son konuşmasında ağlamıştı, ağlatmıştı koca adam. Onun gidişinde hiçbirşey yapamamıştık, en azından Nonda'yı biraz onurlandırarak gönderiyoruz.
Başkan Adnan Polat'ın bugünkü açıklamasından bir kısım, birçoğumuzun merak ettiği bir detayı açıklıyordu: