Bence Galatasaraylılık din gibi mezhep gibi yerleşmiş köklü bir inançtır. Galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım... METİN OKTAY
Genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28.05.2010

Lösemi Hastası Kardeşimiz İçin Acil Kan İhtiyacı

Tribünden bir kardeşimizin 18 yaşındaki kardeşi için;

Arkadaşlar merhaba,

18 yaşındaki kardeşime akut lösemi teşhisi konmuştur. Maalesef ki İstanbul'da onkoloji servisi bulunan hastanelerin hiçbirisinde boş yatak olmadığı için yatışını sağlayamadık şuan için. 1-2 gün içerisinde bu büyük problemi ortadan kaldırmak için çaba sarfedeceğiz.

Trombosit düşüklüğü sebebiyle el ve ayaklarında morarmalar başlamış durumda. Her ne kadar yatırabileceğimiz hastane bulamamış olsak da, sıklıkla trombosit ve taze kan nakline ihtiyaç duyacağı söylendi doktorlar tarafından.

Kardeşimin kan grubu a rh(+) pozitif olup, kan ve trombosit takviyesi için aynı kan grubuna ihtiyacımız bulunmaktadır. Asıl zorluğumuz, bir vericiden bir daha 3 ay sonra kan alınabilmektedir. Bu durumda sadece biz yakınlarının yeterli olmayacağı anlaşılmaktadır. Bunun için acil durumlarda arayabileceğimiz bir gönüllü kan donör listesi oluşturmaya çalışıyoruz.

Hangi hastanede yatacağı şuan için belli olmadığından, hastane belli olduktan sonra gönüllü olacak arkadaşlarımızın ilgili hastaneye ulaşımı tamamen tarafımdan karşılanacaktır. Aranan özelliklere uygun gönüllü arkadaşlarım aşağıdaki irtibat bilgilerini kullanarak isimlerini yazdırabilir ya da direkt bana da ulaşabilirler.

Allah rızası için yardımlarınızı bekliyor, ilginiz ve hassasiyetiniz için şimdiden hepinize teşekkür ediyorum.

Saygılarımla,

Yunus

İrtibat Bilgileri: Yunus Dinç cep: 0538 891 49 49 mail: yunus_dinc@colpal.com
Donör listesi oluşturan arkadaşımız : Murat Çolak cep: 0535 392 01 10 mail: murat_colak@colpal.com





24.05.2010

Yiğit Şardan'a Fb'nin Cezası ile İlgili Gönderdiğimiz E-Posta

Sayın Yiğit Şardan,

Fenerbahçe – Trabzonspor maçı içi ve sonunda yaşananlar tüm Türkiye’nin gözleri önündedir; Fenerbahçe camiası tarafından son günlerde gündemi değiştirmek için yapılan çalışmaların da gözler önünde olduğu gibi. Fenerbahçe – Trabzonspor maç sonucu, Bursaspor’un şampiyonlığu ve sonrasında da Aziz Yıldırım’ın Rüştü Reçber ve birkaç kişiyi de suçlayarak yaptığı basın toplantısı olarak listeyebileceğimiz üç olay Fenerbahçe – Trabzonspor maçında yaşanılanların üzerini örtmüş ve gündem başarılı bir şekilde değiştirilmiştir. Bu gündem değişikliğinden faydalanan Tahkim Kurulu, mevcut hava dağılmadan belki de Türkiye tarihinin en büyük tribün terörünün yaşandığı maçın cezalarını çok hızlı bir şekilde 72 saat içinde açıklamıştır.

Hatırlarsanız, iki sene önceki Galatasaray – Fenerbahçe maçında sahaya pet su şişeleri atılmasından ve maç öncesinde Kapalı Tribün’de polis ile yaşanılan kavgalardan dolayı 5 maç seyircisiz oynama cezası almıştık. O dönemde tüm medya kuruluşları ağız birliği etmişcesine bu olayın bir “milat” olduğunu öne sürmüşler ve verilecek cezanın “devrim” niteliği taşıyacağını belirtmişlerdi. Tüm basın-yayın organları görevlerini aktif bir şekilde yerine getirdikten sonra Galatasaray’a Türk Futbol Tarihi’nin en ağır cezalarından biri verilmişti, ilk defa bir derbi maçı bu nedenle seyircisiz oynanmıştı.

Pazar gününe geri dönüp yaşananları özetlemek istersek alttaki liste karşımıza çıkıyor;

-Stad bloklar ve tribünler halinde cayır cayır ateşe verildi. 12 adet itfaiye aracı yangını söndürmeye geldi.
-Stadın koltukları kırıldı ve sahaya atıldı.
-Tüm merdiven boşlukları doluydu. Bu durumun belli olmaması için sarı - lacivert tabureler kullanıldı ve maç sonunda onlar da sahaya atıldı.
-Maç esnasında takımın motivasyonunu artırmak için marşlar çalındı. -Maç bittikten sonra azımsanmayacak sayıda Fenerbahçe taraftarı sahaya girdi. Trabzonsporlu futbolcuların hayatı tehlikeye atıldı.
-Basın odası basıldı. Fenerbahçe teknik direktörü Christoph Daum basın toplantısı yapamadı. Güvenlik sebebiyle basın odası boşaltıldı.
-Stad içerisindeki localar taraftarlar tarfından basıldı, camları indirildi. -Stad dışında polisle ciddi çatışmalar yaşandı.
-Bağdat Caddesi talan edildi, stadyumun altında bulunan Fenerium yağma edildi, dükkanlar kundaklandı ve camları indirildi.
-Canlı yayın araçlarına taşlı sopalı saldırıldı, laylarda bıçaklanarak yaralanan haber muhabirleri oldu.
-Takımlar saat gece 12 itibarı ile hala staddaydı. Futbolcular polis araçları ve özel araçlarla gönderilebildi.

Bu maddeleri uzatmak mümkün, eminim ki benim de atladığım noktalar vardır. Sorularıma gelirsek:

- Peki Galatasaray Spor Kulübü neden sessiz kalmaktadır? Neden bu çifte standardı deşifre etmemektedir?
- Eğer Galatasaray -Fenebahçe maçında yaşananların cezası “milat” olarak adlandırılabiliyorsa bu olayların cezası sizce ne şekilde adlandırılmalıdır? Fenerbahçe
- Trabzonspor maçında yapılan yanlış anonsun “Hafifletici Neden” olduğu ifade edilmektedir. Aziz Yıldırım’ın üstüne basarak “bilerek yapmadık” dediği anons rezaleti nasıl olur da hafifletici neden olur? Fenerbahçe Spor Kulübü bünyesindeki bir çalışanın stad hoparlöründen yanlış bilgi vermesi nasıl olur da bu maçta çıkacak olayları önlemek adına yapılmış bir eylem gibi gösterilmektedir? Bu durum Türkiye’deki tüm taraftar gruplarına alenen “Siz anons yaptırın, daha sonra sahaya girmek serbest.” demek değil midir?

Galatasaray Spor Kulübü Ikinci Başkanı ve Reklamcılar Derneği Başkanı olarak sizden beklentim iki olayın fotoğraflarının maçı takip eden Pazartesi günü barkovizyon gösterisi ile medya mensuplarına gösterilmesi ve çifte standardın ayan beyan ortaya konması idi, fakat Galatasaray Spor Kulübü şaşırtıcı bir şekilde sessiz kalmaktadır. Sessiz kalmamızın bir nedeni mi var diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Eğer bir nedeni yok ise tüm Galatasaray Camiası başta olmak üzere Türk Spor Kamuoyu alenen “aptal” yerine konmaktadır. “Baskın basanındır.” mantığı ile hareket eden bir camiaya karşı hakkımızın savunulmamasını ve Galatasaray Camiası’nın üç maymunu oynamasını görmek içimi acıtmaktadır.

Saygılarımla

by ysal

18.05.2010

Türk Futbolu İçin Milat Bu Olmalıdır!!!!!



Bu görüntüler ezeli rakibimizin en çok övündüğü, anlata anlata bitiremediği "mabed"lerinden.

Can Dündar'ın bugünkü yazısı aynen şu şekilde:
Locayı basanlar “Nerede o o....” diye bağırıyorduFenerbahçe-Trabzonspor maçının hemen sonrası... Taraftar, şampiyonluk sevinciyle sahaya fırlamış, oyuncularını kucaklamış; ancak ardından gelen “Şampiyon başkasıymış” açıklamasıyla elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi yıkılmış.Heyecanın birkaç saniye içinde hüsrana dönüştüğü anlar...Zaferin yerini bozgunun almasıyla karnaval havası da birden hiddet dalgası şeklinde kabarıyor.Derin hayal kırıklığı hızla şiddetli bir öfkeye evriliyor.Önce stadın koltukları kırılıp devriliyor.“Mücadelenizle hayata direniyoruz” diyen pankartlar ateşe veriliyor.Şimdi kale arkasında, yukarıdan yağan sandalyelere karşı baraj kurmuş polisler var; bir de itfaiye araçları... Yanan tribünlere su sıkılıyor.Kara bir duman, sarı lacivert balonların asılı durduğu kapalı tavanına üşüşüyor hızla...Zafer tacı olarak hazırlanmış konfetiler alev alıyor.Saat 23.00 olmuş; maç biteli 1 saati geçmiş.Az önce “En büyük başkan” olarak selamlanan adam, şimdi öfkenin hedefinde...Çılgın kalabalık, nefretini yöneltecek hedef arıyor. Çıkış tünelinin körüğünü tekmeleyerek; “En büyük taraftar/ yönetici sahtekar” diye bağırıyorlar.O sırada 1907 locasından bir genç kız, aşağıda isyan bayrağı açanlara “Nankörler”diye bağırıyor.Bağıran, Fenerbahçe yöneticilerinden birinin kızı...5 dakika sonra 15-20 kişilik bir erkek grubu, (belki de öğlen Develi’de söz Cimbom’dan açılınca “Fenerbahçe büyüktür/küfretmez” diye sus işareti yapanlar) ağızlarında en gariz küfürlerle locayı basıyor: “Nerede o o...u” diyerek genç kızı arıyorlar.Genç kız, yan kapıdan zor bela kaçırılıyor. Bir linç, kılpayı önleniyor.Dayağı, kızı korumaya çalışan koruma yiyor. Sessiz koruma, kalabalık taraftar karşısında çaresiz, hırpalanıyor. Olay yerine gelen polise “Siz karışmayın, bu iç işimiz” deniliyor.Polis gözetiminde tokatlar, yumruklar havada uçuşuyor.Az sonra, stadı bir yangın yeri gibi bırakarak dağılan kalabalık, önce basın toplantısının yapılacağı konferans odasının kapısını tekmeliyor.Yeniçeri ayaklanmasını hatırlatırcasına “kelle istiyor”. “Onları bize verin” diye haykırıyor.Kimseyi bulamayınca stadın üst katlarına çıkan duvarlarda asılı fotoğraflardan alıyor hıncını...Aziz Yıldırım’ın ve futbolcuların gülümseyen dev fotoğrafları birer birer devriliyor, yırtılıyor, tekmeleniyor.Bir halk ihtilali havası var.Kapıdakiler “Dışarı çıkmayın, orası daha kötü” diyor.Kadıköy sokakları bir iç savaş görüntüsü yansıtıyor.Polis, itfaiye, ambulans, özel güvenlikçiler oraya buraya koşturup isyanı bastırmaya çalışıyorlar.Futbolcular ve yöneticiler içerde; kaçmanın, canlarını kurtarmanın bir yolunu arıyorlar.Yerler kırılmış bira şişeleri, indirilmiş camlar, yırtılmış bayrak ve pankartlar, sönmüş balonlarla kaplı...Sağda solda hıncını alamamış çubuk formalı Fenerliler ağlıyor.Kör öfke, az sonra polisi de hedef alıyor.Onların üzerine de bira şişeleri yağıyor.“Bir spor müsabakası”ndan geceyarısı “Canımızı kurtardık, şükür” diye ayrılıyoruz.İnsanoğlunun yenilmeyi sindiremeden yenmeyi öğrenemeyeceği gerçeğini bir kez daha acıyla idrak ediyoruz.
Bu yazıyı yazan bir Fenerbahçeli. Yazılanların çok daha fazlası yaşandı pazar akşamı bunların mabedinde, ama bu anlatılanlar bile bu adamların ne kadar tehlikeli olabileceğini bize gösteriyor.
2007 senesinde, sahaya maç boyu yağan plastik su bardakları ve maç öncesi polisle yaşanan çatışmalar sebebiyle Galatasaray'a milat olması için verilen 5 maçlık cezayı hepimiz çektik hatırlıyoruz. Pazar günü yaşananlar ise o gün Sami Yen'de yaşananların kat kat üzerinde çirkinliklerdi. Tüm arsızlığı ele alarak, sahanın içine giren, pankartları ve koltukları tutuşturup yakan, basın tribününe dalan, polisle çatışan, kendi taraftarına, yöneticisine saldıran, stadda normal bir vatandaşın girmemesi gereken her noktaya rahatça ulaşıp, önüne gelen ne varsa kırıp döken, yani stadda taş taş üstünde bırakmayıp, birçok kişinin ve polisin yaralanmasına sebep olan bu gözü dönmüş taraftar gruplarını bizler gibi herkes gördü. 2007'deki olayları milat olarak kabul eden federasyondan beklentimiz, bugünün de bir milat olarak kabul etmesi ve yaşatılan dehşet manzaralarının sorumlularının en ağır şekilde cezalandırmasıdır. Her fırsatta şiddet olaylarının karşısında dik duruşlarını bozmayacaklarını belirten federasyon yetkililerinin duruşlarını sergilemek için önlerine gelen en büyük şans budur. Unutmayalım, takipçisi olalım ve bu arsız kahpelere en ağır cezanın verilmesini sağlayalım.

10.05.2010

ömer çatKIÇ

SUÇ SENDE DEĞİL SENİ DOĞURAN ANADA.........

14.04.2010

Sıra Sende Keita!!!

Basının yönlendirmesine ve oyunlarına da alet olarak daha çok gaza gelip (haketmiş bile olsa da) Jo'nun yuhlanmasının ardından, bu haberleri yapanlar o gece nasıl mutlu uyudular biliyorsunuz dimi? Alenen heriflerin gazına geliyoruz. Şimdi yeni hedef Keita. Milliyet denen kahpe gazetenin haberi aşağıda. Eminim diğer sitelerde de çıkacaktır. Herşey aynı, sadece hesap bu sefer 25 bin değil, 16 bin TL!!! Şimdi hep beraber Bursa maçında Keita'yı yuhluyoruz. Sonra da övünüyoruz yaptığımız işle...

Dikkat et Keita!
Fildişili yıldızın, 15 kişilik arkadaş grubuyla gece kulübünde eğlenmesi, yönetime ihbar edildi. Sarı-kırmızılılar, Keita’nın dikkatini çekecekler.

Cim-Bom’da gece hayatı yüzünden büyük tepki çeken Jo’dan sonra Keita da benzer bir davranışla gündeme geldi.Evindeki partilerin ardından Kuruçeşme’de bulunan ünlü bir gece kulübündeki olaylı eğlencesi nedeniyle şimşekleri üzerine çeken Jo gibi Keita’nın da aynı mekana kalabalık bir grupla gittiği öğrenildi. Fildişi Sahilli oyuncunun 15 kişilik arkadaş grubuyla sözkonusu gece kulübüne gittiği ve sabaha kadar eğlendiği bildirildi. Keita ve arkadaşlarına gece sonunda 16 bin TL’lik fatura çıktı.

18.03.2010

Kınalı Kuzular Kalbimizdesiniz



Geri dönmeyi hiç düşünmeyen kahraman şehitlerimizin ruhları şad olsun...

16.03.2010

Tribünden ATILAN(!!!) Taraftar'mış

Dün akşam tüm ana haber bültenlerinde bu haberin videosu vardı. Ağız birliği yapılmışçasına görüntülerin üstüne saçma sapan laflar edildi. Vahşet, dehşet, terör herşey söylendi. Görüntüleri gösterirken, adamın kendini aşağı bıraktığını göstermiyormuş gibi "tribünden aşağı atılan" denildi, itilen denildi. Utanmadan gören gözlerin önünde bunu söylediler. Ntv denen kahpe kanal gün boyu belki 20 kere bu görüntüleri gösterdi aynı cümleleri kullanarak. Hatta daha ileri giderek, "tribünde bıçakla adam öldürülmesi" ve "tribünde silahla adam vurulması" olaylarından ne farkı var diye sorarak, şimdi bakalım ne ceza gelecek diye yönlendirerek.

Ulan ne çabuk yusuf yusuf atmaya başladınız? Çıkıp adam gibi oynicaksınız topunuzu 20000 kişinin önünde. Dizleriniz şimdiden titremeye başlamış belli. Geleceksiniz o stada sike sike. Korkmayın bu kadar korkmayın. Sabaha kadar ağlasanız da, köpeklerinizle insanların kafasını bulandırsanız da, korkunuzla yüzleşip yine geleceksiniz.

9.03.2010

Çakma Şimşekler


Dün akşamdan beri ağız birliği yapılmış gibi Eskişehirspor taraftarları övülüyor. Övmeye lafımız yok da, haftasonunda taş ve para yağdı diye böğürenler, neden bu olanları konuşmuyor acaba? Toplu halde ve bando eşliğinde edilen küfürleri geçiyorum. Tüm şehirde 2-3 Galatasaraylı'ya 50 kişi saldıran, tribüne dışarıdan taş yağdıran, otobüsleri taşlayıp, içindekiler inince geri vites yapan büyük(!) Eskişehirspor taraftarının Diyarbakır militanlarından pek bir farkı yoktur artık gözümüzde....

1.03.2010

Yılmaz Vural

Çok puanımızı alıp çok canımızı yakmıştır bu adam. Dün takla atsana falan diyip galibiyetin makarasını yaptık kendi çapımızda ama Sami Yen'de oyunu çirkinleştirmeye çalışmayan bir takım uzun süredir görmüyorduk. Kasımpaşalı oyuncular dün akşam "futbol" oynadılar. Tekme atıp yıldırmak istemediler, süreden çalmadılar, bizimkilerle didişmediler. Çıktılar toplarını oynadılar. Hem de ciddi şekilde oynadılar, sanıyorum bizden çok pas yaptılar. Bu açıdan hem Kaımpaşalı futbolcuları, hem de bu futbolun sebebi diye düşündüğüm Yılmaz Vural'ı tebrik ediyorum. Dünkü tezahüratın da olmasını istemezdim, onun yerine bu adamı alkışlamalıydık.
Bir konuda dürüst olmalıyım, puan kaybetseydik aynı şeyleri söyleyebilir miydim bilmiyorum. Belki aklıma bu konu gelmezdi, belki de o sinirle bunları düşünmeyebilirdim. Bu tip takımları görmek istiyoruz karşımızda. Tekmeyi tek yol olarak görmeyen, tribünü germeye çalışmayan, iyi futbol oynayıp puan almak isteyen takımlar. Belki o zaman biz de yenildiğimiz zaman da rakibi kutlama konusunda kendimizi geliştirebiliriz.

22.02.2010

Kim Bağırmışsa Ona Gitsin



Bütün akşam çıtları çıkmadı, nerdeydiler kendileri acaba? Nasıl bir acıları varsa, bir tek Ali Sami Yen'e küfür ederlerken çıktı sesleri. Acı da bir yere kadar, ölmüş bir insana 2. defa küfür etmenin insanlıkla uzaktan yakından alakası var mı bilmiyorum. Hem de birçoğunun ilk yarıda yaptıklarının çok ayıp olduğunu 100 defa kabul etmelerine rağmen. İşte meşhur "Beşiktaşlılık Duruşu" bu. Yüzünüze tükürsek boşa gider, en iyisi her zaman yaptığımızı yapıp sikimize takmamak sizi. Eyvallah, artık onu da beceremiyorsunuz ama mastürbasyona devam...

16.11.2009

Şeytan Suratlı

Bu fotoğrafları paylaşalım ki herkes görsün yüzünü. Ayşe Demet Karabulut'muş bu hanımefendi'nin(!!!) adı. Artık kimse "bayanlar var ayıp oluyor" diyemeyecek. Sen tribüne dönüp bu hareketi yapma cesareti gösteriyosan, her türlü sonuca katlanacaksın.

9.11.2009

Noluyo Beyler(?)

Kamera önünde bunu yapanlar, soyunma odasında ne yapar merak ettim doğrusu:)

31.10.2009

Hepiniz Öylesiniz! Sen Daha Fazla Öylesin!

Biri seni fena ağlatacak. Az kaldı...

30.09.2009

Lanetle Anacağız

Eskişehir maçında yüzlerce pankarttan biri, Kapalı Tribün'de asılı duruyordu. Alpaslan Abi ile ilgili olmayan birkaç pankarttan biriydi. Tarihleri olmamasının, bir Ali Sami Yenler'i olmamasının ezikliğini O'na küfür ederek çıkarmaya çalışanları anıyordu. Tarihimize küfür eden ahlaksızları anıyordu. Her fırsatta anmaya devam edeceğimiz, her fırsatta yüzlerine vurmaya devam edeceğimiz gibi. Yüzlerinin kızarmayacağını adımız gibi bilsek de...

8.09.2009

Kartım Saolsun

Hay şu kombinenin gözünü seviyim. Senelerdir alıyorum, her açıdan rahatlığını yaşıyorum. Hele derbi veya Avrupa maçı öncesi insanlar bir taraflarını yırtarken, yaya yaya oturmak kadar güzeli yok. Zaten geçen seneki bilet kepazeliklerinden sonra, her maça gelemeyen arkadaşlarımın bu sene kombine almalarının sebebidir bu, sadece bilet ve Biletix stresi yaşamamak. Yeri gelmişken de söyliyim, sadece spor biletlerinde değil, düşmüşüz Biletix'in kucağına. Maddi manevi insanı yıpratıyorlar. Hakikanten düzgün hizmet verse, ekstra aldığı paralara da birşey demeyeceğim ama web sitesi kilitlenir, çağrı merkezini ararsın, konuşmanın ortasında telefon kesilir. Bilet alana abuk subuk zorluklar çıkartılır. Biletix tekelinden biran önce kurtulmak lazım. Kendinden nefret ettiren bir şirkettir...

28.08.2009

Güle Güle Volkan

Her gidiş buruk oluyor. Seviyorduk Volkan'ı, karakterini, Galatasaraylılığını...
Başarılı ve mutlu olmasını istediğim insanlardan biri. Yolun açık olsun Volkan Yaman...

25.08.2009

West Ham - Millwall

Hayatımda en beğendiğim, tekrar tekrar izlediğim birkaç filmden biridir "Green Street Hooligans". Senelerdir tribünün içinde olmamızın tabiki bunda çok büyük etkisi var, normal bir insanın ilgisini çekip de izleyeceğini hiç sanmıyorum. Bu kadar çok beğendimiz filmde de tabiki birçok olayda kendimizi gördük, hatta ders aldık. Ama bir sahne var ki, sanki bizi anlatmışlardı. GSE üyeleri West Ham taraftarları, kupanın kura çekimini aynı bizim gibi heyecanla takip ediyorlar, iş güç bırakılmış, tırnaklar yeniyor, TV veya radyoya kilit haldeler. West Ham adı okuduktan sonra kuradan Millwall'un gelmesiyle hepsi yerlerinden zıplıyor, heyecandan mutlulutan çıldırıyorlar. Herşey birebir, kupada Fb'nin çıkması için dua ettiğimiz, eşleşince mutluluktan uçtuğumuz akıllara geliyor.

Güney ve Doğu Londra'nın birbirlerinden nefret eden bu iki takımı, bu akşam 21:45 'te Carling Cup'ta karşılaşıyorlar. Öğrenince haliyle baya bir heyecanladım. Merakla olacakları bekliyorum...
Come on mate, stand your ground...


17.08.2009

Fb:3 - Küçük Fb:0

İki kardeş takımın mücadelesi 3-0 sonuçlandı. Benim için şaşırtıcı değil. Bu sene en önemli rakibimiz yine Fb olacak, bu çok açık. Yanlız Küçük Fb'nin geçen seneyle alakası yok. Türbülent'in ne oynatmaya çalıştığını anlayan varsa bize de açıklasın. Ya da ne oynatmamaya çalıştığını!!! 3 puan tamam, kalan 3'ü ise kışın en pis yaşanacağı günlerde Sivas'ta oynanacak maçta takdim edilecek. Sivas'ta ısıtma sisteminin hazır olacağını, bizim için çekilmeyen brandaların, birkez daha esas takımları için çimlerin üstüne çekileceğini söylememe gerek yok herhalde...

Maç sırasında Fbliler'in gururu Rambo Yusuf'un canı sıkılmış, sahaya girdi. Akreditasyon kartı çıkarmak lazım kendisine, nasılsa her istediği anda giriyor sahaya. Şimdi basın bunu komik bir olay olarak anlatacak. Amacının kimseye birşey yapmak olmadığını söyleyecek. Kurallar açıkça kitapta yazılı olmasına rağmen TFF de bu adama gülüp geçecek. Yani bu sene de Kadıköy'de değişen birşey yok, herşey kendi kuralları dahilinde devam ediyor...

5.08.2009

Florya kapısından girebilmek için önce "insan" olacaksın...

28.07.2009

En Büyük Başkanı Saygıyla Anıyoruz

Ölümsüz Kurucumuz, sizi saygıyla anıyoruz...
Bize bıraktığınız bu eşsiz mirası, Galatasaraylılığı, Galatasaray kültürünü ve tarihini en iyi şekilde anlatarak bizden sonraki nesillere aktaracağız, kutsal bayrağı hep en yukarıda tutacağız...