Bence Galatasaraylılık din gibi mezhep gibi yerleşmiş köklü bir inançtır. Galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım... METİN OKTAY
Galatasaray Cafe Crown etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray Cafe Crown etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.01.2010

Teker Teker

"Cimbom kümeye" diyenlere laflarını birbir yedirmeye devam ediyoruz. Akatlar'daki basketbol seyircilerine selamlar olsun... Galatasaray Ruhu'nu hissetmeye devam ediyoruz. Darısı 21 Şubat'ta futbolcularımızın başına...

28.12.2009

Yazık Oluyor

Malum olaylardan bu yana oynanan tüm maçlarda üstün performans ortaya koydu takım ama en çok dünkü maçta üzüldüm birkaç sorumsuz yüzünden başımıza bunların gelmesine. En çok dün küfür ettim buna sebebiyet verenlere. O mücadeleyi, o iyi oyunu gördükçe içim daha fazla sızlıyor. Dün maç sırasında kaç defa "bu takım play-off'larda çok iş yapardı" dedim kendime ve etrafımdakine bilmiyorum. Olan oldu, Galatasaray'ın 2 senesi uçtu gitti.

Dün Fatih Solak'ın katkılarını izledik açık açık. Dış oyuncularımızdan çekinip, bu kadar dışarı çıkan bir savunmayı, bir uzuna ikili oyunları iyi oynatarak nasıl delebileceğini izledik. Fatih önemli katkı sağlayacak bize. Bazen "bu kadar da olmaz" dedirtse de, savunmada ciddi faydalı, hücumda ise içerden oyunlarda ciddi bir alternatif olacak. En önemlisi de takıma ve tribüne yaydığı hırsı.
İlk yarı Jasaitis'i hiç düşünmedik hücumlarda. İlginç bir adam, hiç oyundan kopmuyor, soğumuyor, istikrarı hiç bozmuyor. İlk yarı boyunca neredeyse hiç top kullanmadı, ama ikinci yarı maçı getirenlerden biri oldu.

En büyük sıkıntımız yerli oyuncuların yeterince katkıda bulunmamasıydı ama dün bunu da yendik aslında. Can Akın'ın sakatığının üstüne oyuna giren, ve 16 sayıyla oynayan Evren Büker -ki en kritik anlarda oyun kurucu olarak sahadaydı, çok daha iyisini yapabileceğini bildiğimiz Murat Kaya, ve bahsettiğim gibi Fatih Solak, dün galibiyette ciddi fayda sağladılar.
Dün beklediğim kadar taraftar vardı Ahmet Cömert'te. Bu kadar taraftar benim için idealdir, keşke her maç bu kadar doldurabilsek. Yanlız salon ve polisle ilgili ciddi soru işaretleri var. Pota arkası ve sahaya en yakın karşı tribün neden açılmıyor, hala merak ediyorum. "Güvenlik" mazereti nedir? Sağlayamıyorsan senin ne işin var orada? Garip garip uygulamalar, zorluk çıkarmak olsun maksat. Neymiş sol kapıdan çıkamazmışız tribüne, demirlerin önünde duramazmışız. Dün başıma ilk defa gelen bir olay, polisin biri "oturun ayakta duramazsınız" dediğini duyduğumda kan beynime gitti. Tavırları, lafları duysanız deli olursunuz. Malın biri gelmiş orada bağırıp çağırıyor taraftara. Çok üzülerek söylüyorum, bir bok olamamış bir "mal", o salonda tafra yaptığı zaman hasta oluyorum, uyuz oluyorum. Tüm saygımı kaybediyorum bu mesleğe.
Son olarak bu yazıyı okuyanlar arasında "Ya seve seve..." tezahüratını bağıran arkadaş varsa, rica ediyorum hangi takım taraftarı olduğunu farkına varsın!!!

25.11.2009

Destek Sonuna Kadar

Dün Eurocup'ta Mariupol'u 14 sayı farkla yendik. Rahatsızlığım yüzünden gidemediğim maçı GS TV'den izledim. Önemli maçtı, hem Avrupa'ya iyi başlamak, hem de morallenmek açısından. Maçın analizine girmicem, çok sıradan bir takımdı rakip, ama Radoslav Rancik'in insanüstü oyununu övmeden geçemeyeceğim. 39 sayı, 7 ribauntla oynadı ki, duyduğum kadarıyla Eurocup'ın en iyi 3. performansını göstermiş Rancik.
Ekleme: Rancik Eurocup 1. haftanın MVP'si seçilmiş ve kariyer rekorunu kırmış.
http://www.eurocupbasketball.com/ulebcup/home/news/i/62045/3735/item

Lige devam kararının alınmasıyla, teknik ekip tamamen yenilendi, ligde kalmak için şu şartlarda mucize de gerekse, hep beraber mücadele etmemiz gerekiyor. Yönetim t kadro tribünde, ama tribünde esas olması gerekenler yerlerinde yoklar. Aynı geçen hafta Efes maçında olduğu gibi. Herkesin içi sıkılıyor, benim gibi birçoğumuz için yaşananlar hala kabus, moraller bozuk ama bu olay yaşandı, bir şekilde(!) cezalar alındı ve yola devam kararı verildi. Hangi maçta göstereceğiz takımın yanında olduğumuzu? Sadece Fülker maçlarında mı?



Maç sonu röportajlarında daha bir morallendim galibiyet üzerine. Önce Genel Menajer Nur Gencer, sonra da Yardımcı Antrenör Cihansever Yeşildağ konuştu. İkisi de çok umutluydu, bu sıkıntıları avantaja çevirebileceğimizi hissettim konuşmalarından. Tahkim'in vereceği güzel kararlar olacaktır diye umuyorum. Hedef şampiyonluk değil, ligde kalmak da olsa, herşeyin üzerine bize bu takımı yüreklendirmek ve destek olmak kalıyor. Bu takım bizim takımımız, bu takımın sonuna kadar arkasında olmalıyız...

23.11.2009

Düşürmeyelim Beter Edelim

Ligden ihraç etmediler ama verebileceklerinin en ağırını verdiler. İhraçla aynı sonuca gidecek cezalar verdiler. Okuduğum kadarıyla bu kadarı yönetmeliklerde yazmıyor. Sebep olan kişiler sonuna kadar ceza alsın ama bu olayların tamamı kulübü üzerine yıkılmış gibi duruyor. Kupadan ihraç, tüm maçlarda hükmen mağlup, en önemlisi de -5 puandan başlamak. Hepsini anlıyorum ama bu -5'i anlayamadım. Kendiniz çekilin diyorlar resmen. Çünkü bu şekilde işimiz mucizelere bağlı. Bir de anlamadığım nokta şu ki; bu olaylar 15. haftada belli olsaydı, 15 maçta mı hükmen yenik sayılacaktık acaba?

Koz verdik, leş kargaları üşüştü, şimdi de içlerindeki kini kusmaya çalışıyorlar. Bizse yine seyirci kalacağız gibi duruyor. Adil olmalarını beklemiyordum zaten ama bu kadarını da beklemiyordum açıkçası. Bu olaya sebebiyet verenler de mümkünse hayatımızın hiçbir döneminde karşımıza çıkmasınlar, kulüple ömür boyu ilişkileri kesilsin.
Ufak Not: Fülker maçında yapılanlar için 4 maç, Kinsey'in taraftara yumruğuna 2 maç ceza. Bu kararların arkasında hangi pisliklerin yattığını gösteriyor. Nefret ettiriyorlar, soğutuyorlar insanı...

16.11.2009

Fener Pabucu Yarım

Kendi taraftarımızın bile şansımızın az olduğunu düşündüğü bir maçta Fülker'i saçma sapan ama çok keyifli bir maçta yendik dün. Saçma sapan diyorum çünkü pota dibinden her 2 takımın uzunlarının kaçırdığı onlarca pozisyon gördük, Murat'ın son saniyedeki faul atışını bilerek kaçırıp topu çembere değdiremediğini anlayamadık, bir hocanın elindeki kaliteli 3 uzundan nasıl verim alamayacağını gördük dün. Ben de herkes gibi kadro kalitesi ve tecrübesi olarak rakibimizden biraz geride olduğumuzu kabul ediyorum ama basketbolda "doğru" taraftar etkisinin çok etkili olabileceğini de biliyorum. En önemli örnekler olarak da geçen sene Ayhan Şahenk'te oynanan birkaç maçı verebiliriz.
Bana göre maçı, saha içinde etkileyebilecek 2 konu vardı, bu 2 konuda üstünlük kuran maçı götürecekti. Pota dibi yani uzunların katkısı ve savunma. Fülker'in bize en bariz üstünlüğü milli 3 uzunu aslında. Sınırlı yetenekleri olduğu bilinen Cemal Nalga'nın bu alanda tek olması tam bir yönetim başarısıdır! Nedense Dedehayır bu bölgeye transfer yapmadı, yapamadı. Benim korkum bu bölgede bize üstünlük kurmalarıydı ki Allah'tan Semih denyosu ve Oğuz Savaş beklediğim kadar etkili olamadılar, taraftardan çok etkilendiler ve bizimkiler gerçekten o bölgede insanüstü bir performans gösterdiler. Bir de sağolsun Tanjevic Ömer Aşık diye bir oyuncusu olduğunu unuttu kenarda... Savunmalar konusunda da iki takım da etkiliydi aslında ki 2 uzatma oynanan bir maçın 70lerde bitmesi bunun en büyük göstergesi.

Ben bizim takımda Radoslav Rancik'e özellikle dikkat çekmek istiyorum. Geldiğinden beri çok istekli oynuyor ve herşeyi ortaya koyuyor. Dün de çok çok sempatik gözüktü açıkçası bizlere. Sahadaki mücadelesini görünce yaptığı hareketlerin şova yönelik olmadığını düşünüyorum ben. Umarım bu sezon böyle bir adamdan maksimum verimi alırız, çünkü ekstra performanslara bu sene çok ihtiyacımız olacak.
Yaşanan olaylara gelince, sahaya girmeyi ve yabancı madde atılmasını savunmam kesinlikle. Herkesin dediği gibi istenmeyen olaylardır. Ama şunu kimse unutmasın, dün Abdi İpekçi'de olan insanların birçoğu senelerdir Kadıköy'e gidiyor. Ve insanlar kendilerine yapılanların hepsine bir şekilde karşılık vermek istiyor. Çok fazla suçlayamıyorum kimseyi. O hareketi yapan bayanlığını bilmeyen "çakma sarışın teyze" hariç. Pardon ya aslında onu da suçlamıyorum, tam bir Fbli gibi davrandı, doğası bu, içgüdülerine göre hareket etti.
Bir de duydum ki Fülker yöneticileri "Hayatımızda ilk defa sahaya girip oyuncu döven taraftar görüyoruz" ve "Basketbolun en kara gecesi" gibi laflar söylemişler. Bu adamlara söyleyecek pek bir laf yok zaten çünkü artık şaşırmıyorum. Yarın çıkıp 3-4 ay önce sahayı basıp Efesliler'e saldıranların da Galatasaraylı olduğunu iddia ederler. Bakalım kenarda duran taraftara yumruk atan oyuncuları için tebrik mesajı yollayacaklar mı?

19.10.2009

Sezon Açılışı

Basketbol erkeklerde sezonu bu akşam açıyoruz. Rakip Oyak Renault. Sebebi bilinmeyen bir küçülme içinde olduğumuz bu sezon maçlarımızı Abdi İpekçi'de oynayacağız. "Salon uzak, salon kötü, giriş çıkış sorun" gibi mazeretlere son. Galatasaray'ın sadece bir "Futbol Klübü" olmadığını hatırlayın ve salonları doldurmaya başlayın.

Galatasaray Cafe Crown - Oyak Renault
19 Ekim 2009 / 20:00
Abdi İpekçi Spor Salonu

14.05.2009

PlayOff Başlıyor

Büyük yatırımlar yapıp sezona iddialı bir kadroyla başlayan erkek takımımız, normal sezonu 4. bitirerek Beşiktaş Cola Turka ile eşleşti. İlk yarı sonuna kadar ligi Efes Pilsen'in ardından 2. olarak götürsek de, alışılagelmiş Galatasaray sıkıntıları, olumsuz etkilerini 2. devrenin başında kendini göstermeye başladı. Camia içinde çok sevilen, benim de insan olarak çok sevdiğim Murat Özyer istifa ederek ilk krizi yaşamıştık. Murat Hoca'nın geçtiğimiz 2 sezonda özellikle kafa kafaya giden maçlardaki gösterdiği başarısız yönetim, herkes tarafından biliniyordu, bu kadroya yeterli olmayacağı yönünde fikir birliği sağlanmıştı. Fakat Hoca'nın ayrılığı sezon ortasına denk geldi. Ayrılığın ardından takım adeta futbolcuları kıskandı, birçok oyuncumuz ciddi sakatlıklar geçirdi. Buradan GS Sağlık Ekibine selamlarımızı gönderiyorum. Bu sakatlıklar özellikle de kupadan elenmemizin en büyük etkeniydi. Bu süreçte yeni oyuncular geldi, bazıları gönderildi. Avrupa'da koyduğu hedeften 2 maçta uzaklaşan takım, 3. sınıf Challenge Cup'ta da varlık gösteremedi. Kapasitesi hala tartışılan Koray Hoca'nın takımın başına gelmesi de doping sağlamadı. Ligin alt sıralarındaki takımlara üstüste alınan mağlubiyetler, ligi ancak 4. bitirmemize yetti. Bitime 4 hafta kalan kazanılan Beşiktaş Cola Turka maçı şuan playoff'a 0-0 ve saha avantajı ile başlamamızı sağlıyor. Beşiktaş'ı zor da olsa eleyeceğimizi düşünüyorum ama geçen sezondan bile daha az umudum var.

Kesin oynanacak 3 maç şu şekilde:
16 Mayıs 2009 Cumartesi 19:30
Galatasaray Cafe Crown - Beşiktaş Cola Turka (Ayhan Şahenk)
18 Mayıs 2009 Pazartesi 20:00
Galatasaray Cafe Crown - Beşiktaş Cola Turka (Ayhan Şahenk)
21 Mayıs 2009 Perşembe
Beşiktaş Cola Turka - Galatasaray Cafe Crown (Cola Turka Arena)

24.04.2009

Bir Deplasman Günü Daha...


Futbolda geçen haftaki maçın bir kopyasını bu akşam basketbolda oynuyoruz. Rakip aynı, amaç liderlik değil rakibe üstünlük, ama bu sefer deplasmanda. Puan puana giriliyor son haftalara. Hesaplar hep plafoff üzerine.

Fb Ülker'de geri dönen Solomon bugün sahada olacak. Muhtemelen seyirci etkisini de kullanıp, sert savunmayla bizi yıldırmak isteyeceklerdir. Sertliğe sertlikle karşılık vermek aleyhimize olabilir ama daha istekli savunma yapanın kazanacağı bir maç olacak diye düşünüyorum. Bu yüzden etkili hücumcularını ilk maçta olduğu gibi sert bir savunmayla durdurmayı başarabilmeliyiz. Bizim için Hosley ve Graves'in günlerinde olmaları çok şeyi değiştirebilir.

Takım içinde ciddi problemler yaşansa da, Galatasaray CC - Fb Ülker maçlarında deplasmanda maç kazanmak gitgide zorlaşsa da, ligi hakettiğimiz gibi daha üst sıralarda bitirmek istiyoruz, playoff'ta Fb Ülker'e karşı 1-0 önde ve saha avantajı ile başlamak istiyoruz. Yani yine bir derbi galibiyeti istiyoruz...

Fb Ülker - Galatasaray CC
Abdi İpekçi S.S. - 24 Nisan 2009 - 20:00