Bence Galatasaraylılık din gibi mezhep gibi yerleşmiş köklü bir inançtır. Galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım... METİN OKTAY

28.05.2010

Lösemi Hastası Kardeşimiz İçin Acil Kan İhtiyacı

Tribünden bir kardeşimizin 18 yaşındaki kardeşi için;

Arkadaşlar merhaba,

18 yaşındaki kardeşime akut lösemi teşhisi konmuştur. Maalesef ki İstanbul'da onkoloji servisi bulunan hastanelerin hiçbirisinde boş yatak olmadığı için yatışını sağlayamadık şuan için. 1-2 gün içerisinde bu büyük problemi ortadan kaldırmak için çaba sarfedeceğiz.

Trombosit düşüklüğü sebebiyle el ve ayaklarında morarmalar başlamış durumda. Her ne kadar yatırabileceğimiz hastane bulamamış olsak da, sıklıkla trombosit ve taze kan nakline ihtiyaç duyacağı söylendi doktorlar tarafından.

Kardeşimin kan grubu a rh(+) pozitif olup, kan ve trombosit takviyesi için aynı kan grubuna ihtiyacımız bulunmaktadır. Asıl zorluğumuz, bir vericiden bir daha 3 ay sonra kan alınabilmektedir. Bu durumda sadece biz yakınlarının yeterli olmayacağı anlaşılmaktadır. Bunun için acil durumlarda arayabileceğimiz bir gönüllü kan donör listesi oluşturmaya çalışıyoruz.

Hangi hastanede yatacağı şuan için belli olmadığından, hastane belli olduktan sonra gönüllü olacak arkadaşlarımızın ilgili hastaneye ulaşımı tamamen tarafımdan karşılanacaktır. Aranan özelliklere uygun gönüllü arkadaşlarım aşağıdaki irtibat bilgilerini kullanarak isimlerini yazdırabilir ya da direkt bana da ulaşabilirler.

Allah rızası için yardımlarınızı bekliyor, ilginiz ve hassasiyetiniz için şimdiden hepinize teşekkür ediyorum.

Saygılarımla,

Yunus

İrtibat Bilgileri: Yunus Dinç cep: 0538 891 49 49 mail: yunus_dinc@colpal.com
Donör listesi oluşturan arkadaşımız : Murat Çolak cep: 0535 392 01 10 mail: murat_colak@colpal.com





24.05.2010

SEMİH'İ İSTEMİYORUZ!!!


Eski bir Yürüyedur bestesi aklıma geldi;

Bu takım bize her türlü yeter
Yapmasak da olur transfer
Haldun Üstünel sesimize kulak ver
Semihinden başlatma yeter
Semihinden başlatma yeter

Hayatımızın her noktasında Galatasaraylı olmanın verdiği dik ve kararlı duruşu sergileyen bizler, Galatasaray prensiplerinin ne koşulda olursa olsun bozulmamasını isteriz. Futbol hayatının her döneminde Galatasaraylılara karşı agresif ve aşağılayıcı tavırlar sergilemiş herhangi bir sporcuyu, bu forma altında görmeye tahammülümüz yoktur. Bu yüzden Semih değil, Messi bile olsa bu tip bir transferi biz karşı çıkıyoruz, Galatasaray'a yakıştırmıyoruz!!!

Yiğit Şardan'a Fb'nin Cezası ile İlgili Gönderdiğimiz E-Posta

Sayın Yiğit Şardan,

Fenerbahçe – Trabzonspor maçı içi ve sonunda yaşananlar tüm Türkiye’nin gözleri önündedir; Fenerbahçe camiası tarafından son günlerde gündemi değiştirmek için yapılan çalışmaların da gözler önünde olduğu gibi. Fenerbahçe – Trabzonspor maç sonucu, Bursaspor’un şampiyonlığu ve sonrasında da Aziz Yıldırım’ın Rüştü Reçber ve birkaç kişiyi de suçlayarak yaptığı basın toplantısı olarak listeyebileceğimiz üç olay Fenerbahçe – Trabzonspor maçında yaşanılanların üzerini örtmüş ve gündem başarılı bir şekilde değiştirilmiştir. Bu gündem değişikliğinden faydalanan Tahkim Kurulu, mevcut hava dağılmadan belki de Türkiye tarihinin en büyük tribün terörünün yaşandığı maçın cezalarını çok hızlı bir şekilde 72 saat içinde açıklamıştır.

Hatırlarsanız, iki sene önceki Galatasaray – Fenerbahçe maçında sahaya pet su şişeleri atılmasından ve maç öncesinde Kapalı Tribün’de polis ile yaşanılan kavgalardan dolayı 5 maç seyircisiz oynama cezası almıştık. O dönemde tüm medya kuruluşları ağız birliği etmişcesine bu olayın bir “milat” olduğunu öne sürmüşler ve verilecek cezanın “devrim” niteliği taşıyacağını belirtmişlerdi. Tüm basın-yayın organları görevlerini aktif bir şekilde yerine getirdikten sonra Galatasaray’a Türk Futbol Tarihi’nin en ağır cezalarından biri verilmişti, ilk defa bir derbi maçı bu nedenle seyircisiz oynanmıştı.

Pazar gününe geri dönüp yaşananları özetlemek istersek alttaki liste karşımıza çıkıyor;

-Stad bloklar ve tribünler halinde cayır cayır ateşe verildi. 12 adet itfaiye aracı yangını söndürmeye geldi.
-Stadın koltukları kırıldı ve sahaya atıldı.
-Tüm merdiven boşlukları doluydu. Bu durumun belli olmaması için sarı - lacivert tabureler kullanıldı ve maç sonunda onlar da sahaya atıldı.
-Maç esnasında takımın motivasyonunu artırmak için marşlar çalındı. -Maç bittikten sonra azımsanmayacak sayıda Fenerbahçe taraftarı sahaya girdi. Trabzonsporlu futbolcuların hayatı tehlikeye atıldı.
-Basın odası basıldı. Fenerbahçe teknik direktörü Christoph Daum basın toplantısı yapamadı. Güvenlik sebebiyle basın odası boşaltıldı.
-Stad içerisindeki localar taraftarlar tarfından basıldı, camları indirildi. -Stad dışında polisle ciddi çatışmalar yaşandı.
-Bağdat Caddesi talan edildi, stadyumun altında bulunan Fenerium yağma edildi, dükkanlar kundaklandı ve camları indirildi.
-Canlı yayın araçlarına taşlı sopalı saldırıldı, laylarda bıçaklanarak yaralanan haber muhabirleri oldu.
-Takımlar saat gece 12 itibarı ile hala staddaydı. Futbolcular polis araçları ve özel araçlarla gönderilebildi.

Bu maddeleri uzatmak mümkün, eminim ki benim de atladığım noktalar vardır. Sorularıma gelirsek:

- Peki Galatasaray Spor Kulübü neden sessiz kalmaktadır? Neden bu çifte standardı deşifre etmemektedir?
- Eğer Galatasaray -Fenebahçe maçında yaşananların cezası “milat” olarak adlandırılabiliyorsa bu olayların cezası sizce ne şekilde adlandırılmalıdır? Fenerbahçe
- Trabzonspor maçında yapılan yanlış anonsun “Hafifletici Neden” olduğu ifade edilmektedir. Aziz Yıldırım’ın üstüne basarak “bilerek yapmadık” dediği anons rezaleti nasıl olur da hafifletici neden olur? Fenerbahçe Spor Kulübü bünyesindeki bir çalışanın stad hoparlöründen yanlış bilgi vermesi nasıl olur da bu maçta çıkacak olayları önlemek adına yapılmış bir eylem gibi gösterilmektedir? Bu durum Türkiye’deki tüm taraftar gruplarına alenen “Siz anons yaptırın, daha sonra sahaya girmek serbest.” demek değil midir?

Galatasaray Spor Kulübü Ikinci Başkanı ve Reklamcılar Derneği Başkanı olarak sizden beklentim iki olayın fotoğraflarının maçı takip eden Pazartesi günü barkovizyon gösterisi ile medya mensuplarına gösterilmesi ve çifte standardın ayan beyan ortaya konması idi, fakat Galatasaray Spor Kulübü şaşırtıcı bir şekilde sessiz kalmaktadır. Sessiz kalmamızın bir nedeni mi var diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Eğer bir nedeni yok ise tüm Galatasaray Camiası başta olmak üzere Türk Spor Kamuoyu alenen “aptal” yerine konmaktadır. “Baskın basanındır.” mantığı ile hareket eden bir camiaya karşı hakkımızın savunulmamasını ve Galatasaray Camiası’nın üç maymunu oynamasını görmek içimi acıtmaktadır.

Saygılarımla

by ysal

18.05.2010

Türk Futbolu İçin Milat Bu Olmalıdır!!!!!



Bu görüntüler ezeli rakibimizin en çok övündüğü, anlata anlata bitiremediği "mabed"lerinden.

Can Dündar'ın bugünkü yazısı aynen şu şekilde:
Locayı basanlar “Nerede o o....” diye bağırıyorduFenerbahçe-Trabzonspor maçının hemen sonrası... Taraftar, şampiyonluk sevinciyle sahaya fırlamış, oyuncularını kucaklamış; ancak ardından gelen “Şampiyon başkasıymış” açıklamasıyla elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi yıkılmış.Heyecanın birkaç saniye içinde hüsrana dönüştüğü anlar...Zaferin yerini bozgunun almasıyla karnaval havası da birden hiddet dalgası şeklinde kabarıyor.Derin hayal kırıklığı hızla şiddetli bir öfkeye evriliyor.Önce stadın koltukları kırılıp devriliyor.“Mücadelenizle hayata direniyoruz” diyen pankartlar ateşe veriliyor.Şimdi kale arkasında, yukarıdan yağan sandalyelere karşı baraj kurmuş polisler var; bir de itfaiye araçları... Yanan tribünlere su sıkılıyor.Kara bir duman, sarı lacivert balonların asılı durduğu kapalı tavanına üşüşüyor hızla...Zafer tacı olarak hazırlanmış konfetiler alev alıyor.Saat 23.00 olmuş; maç biteli 1 saati geçmiş.Az önce “En büyük başkan” olarak selamlanan adam, şimdi öfkenin hedefinde...Çılgın kalabalık, nefretini yöneltecek hedef arıyor. Çıkış tünelinin körüğünü tekmeleyerek; “En büyük taraftar/ yönetici sahtekar” diye bağırıyorlar.O sırada 1907 locasından bir genç kız, aşağıda isyan bayrağı açanlara “Nankörler”diye bağırıyor.Bağıran, Fenerbahçe yöneticilerinden birinin kızı...5 dakika sonra 15-20 kişilik bir erkek grubu, (belki de öğlen Develi’de söz Cimbom’dan açılınca “Fenerbahçe büyüktür/küfretmez” diye sus işareti yapanlar) ağızlarında en gariz küfürlerle locayı basıyor: “Nerede o o...u” diyerek genç kızı arıyorlar.Genç kız, yan kapıdan zor bela kaçırılıyor. Bir linç, kılpayı önleniyor.Dayağı, kızı korumaya çalışan koruma yiyor. Sessiz koruma, kalabalık taraftar karşısında çaresiz, hırpalanıyor. Olay yerine gelen polise “Siz karışmayın, bu iç işimiz” deniliyor.Polis gözetiminde tokatlar, yumruklar havada uçuşuyor.Az sonra, stadı bir yangın yeri gibi bırakarak dağılan kalabalık, önce basın toplantısının yapılacağı konferans odasının kapısını tekmeliyor.Yeniçeri ayaklanmasını hatırlatırcasına “kelle istiyor”. “Onları bize verin” diye haykırıyor.Kimseyi bulamayınca stadın üst katlarına çıkan duvarlarda asılı fotoğraflardan alıyor hıncını...Aziz Yıldırım’ın ve futbolcuların gülümseyen dev fotoğrafları birer birer devriliyor, yırtılıyor, tekmeleniyor.Bir halk ihtilali havası var.Kapıdakiler “Dışarı çıkmayın, orası daha kötü” diyor.Kadıköy sokakları bir iç savaş görüntüsü yansıtıyor.Polis, itfaiye, ambulans, özel güvenlikçiler oraya buraya koşturup isyanı bastırmaya çalışıyorlar.Futbolcular ve yöneticiler içerde; kaçmanın, canlarını kurtarmanın bir yolunu arıyorlar.Yerler kırılmış bira şişeleri, indirilmiş camlar, yırtılmış bayrak ve pankartlar, sönmüş balonlarla kaplı...Sağda solda hıncını alamamış çubuk formalı Fenerliler ağlıyor.Kör öfke, az sonra polisi de hedef alıyor.Onların üzerine de bira şişeleri yağıyor.“Bir spor müsabakası”ndan geceyarısı “Canımızı kurtardık, şükür” diye ayrılıyoruz.İnsanoğlunun yenilmeyi sindiremeden yenmeyi öğrenemeyeceği gerçeğini bir kez daha acıyla idrak ediyoruz.
Bu yazıyı yazan bir Fenerbahçeli. Yazılanların çok daha fazlası yaşandı pazar akşamı bunların mabedinde, ama bu anlatılanlar bile bu adamların ne kadar tehlikeli olabileceğini bize gösteriyor.
2007 senesinde, sahaya maç boyu yağan plastik su bardakları ve maç öncesi polisle yaşanan çatışmalar sebebiyle Galatasaray'a milat olması için verilen 5 maçlık cezayı hepimiz çektik hatırlıyoruz. Pazar günü yaşananlar ise o gün Sami Yen'de yaşananların kat kat üzerinde çirkinliklerdi. Tüm arsızlığı ele alarak, sahanın içine giren, pankartları ve koltukları tutuşturup yakan, basın tribününe dalan, polisle çatışan, kendi taraftarına, yöneticisine saldıran, stadda normal bir vatandaşın girmemesi gereken her noktaya rahatça ulaşıp, önüne gelen ne varsa kırıp döken, yani stadda taş taş üstünde bırakmayıp, birçok kişinin ve polisin yaralanmasına sebep olan bu gözü dönmüş taraftar gruplarını bizler gibi herkes gördü. 2007'deki olayları milat olarak kabul eden federasyondan beklentimiz, bugünün de bir milat olarak kabul etmesi ve yaşatılan dehşet manzaralarının sorumlularının en ağır şekilde cezalandırmasıdır. Her fırsatta şiddet olaylarının karşısında dik duruşlarını bozmayacaklarını belirten federasyon yetkililerinin duruşlarını sergilemek için önlerine gelen en büyük şans budur. Unutmayalım, takipçisi olalım ve bu arsız kahpelere en ağır cezanın verilmesini sağlayalım.

10.05.2010

ömer çatKIÇ

SUÇ SENDE DEĞİL SENİ DOĞURAN ANADA.........

21.04.2010

Boşver Kaptan Boşver

Basının doldurmalarına gelip sana sallayanları gördükçe, seni daha bi çok seviyorum, daha fazla sahipleniyorum, seninle gurur duyuyorum. Hissetlerinin bizim hissetiklerimizden en ufak farkı olmadığını biliyorum. Şampiyonluk da sevinç gözyaşları dökerken, bugün de bizim gibi içinin kan ağladığını biliyorum.

3 ay önce seni yere göğe sığdıramayanlar, 5 ay sonra O bizim evladımız canımız diyecekler, senin yaptıklarınla sevinecekler, senin lideri olduğun takımın sayesinde mutlu olacaklar. En büyük hayranın oluverecek bir anda. O yüzden boşver be Kaptan. Zordur Galatasaray'da lider olmak, bu sıkıntılar bir şekilde aşılır. Yeter ki sen bunları boşver...

14.04.2010

Sıra Sende Keita!!!

Basının yönlendirmesine ve oyunlarına da alet olarak daha çok gaza gelip (haketmiş bile olsa da) Jo'nun yuhlanmasının ardından, bu haberleri yapanlar o gece nasıl mutlu uyudular biliyorsunuz dimi? Alenen heriflerin gazına geliyoruz. Şimdi yeni hedef Keita. Milliyet denen kahpe gazetenin haberi aşağıda. Eminim diğer sitelerde de çıkacaktır. Herşey aynı, sadece hesap bu sefer 25 bin değil, 16 bin TL!!! Şimdi hep beraber Bursa maçında Keita'yı yuhluyoruz. Sonra da övünüyoruz yaptığımız işle...

Dikkat et Keita!
Fildişili yıldızın, 15 kişilik arkadaş grubuyla gece kulübünde eğlenmesi, yönetime ihbar edildi. Sarı-kırmızılılar, Keita’nın dikkatini çekecekler.

Cim-Bom’da gece hayatı yüzünden büyük tepki çeken Jo’dan sonra Keita da benzer bir davranışla gündeme geldi.Evindeki partilerin ardından Kuruçeşme’de bulunan ünlü bir gece kulübündeki olaylı eğlencesi nedeniyle şimşekleri üzerine çeken Jo gibi Keita’nın da aynı mekana kalabalık bir grupla gittiği öğrenildi. Fildişi Sahilli oyuncunun 15 kişilik arkadaş grubuyla sözkonusu gece kulübüne gittiği ve sabaha kadar eğlendiği bildirildi. Keita ve arkadaşlarına gece sonunda 16 bin TL’lik fatura çıktı.

9.04.2010

Tarihi Biz Yazdık

Hayatımda en keyif aldığım maçlardan biridir. Bugünlerde tarihinin en kötü günlerini yaşayan efsane Galatasaray Tribünü, yine bugünlerde aramızda olmayan Galatasaray Ruhu'yla birleşince neler yapılabileceğinin kanıtıydı o maç. Şampiyonluk için 30 sayı gerekseydi, o gün o salonda 30 sayı farkı yakalardık. Hayat boyu unutmayacağım bir gündür yani. Üzerinden tam 1 sene geçmiş. Kızlarımızı tekrar tekrar tebrik ediyorum. Seneye bu zamanlar 1. kupada şampiyonluk bekliyoruz onlardan...

6.04.2010

Çekler Ödeniyor, Sizin Borcunuz Ne Olacak?

Bugün yüzünden bin parça düşen, içi kanayan taraftar, zamanında bu pankartı açmıştı. O zaman ortada bir hak vardı. Paraları düzenli ödenemeyen orta kalite bir futbolcu grubu, hangi takımın formasını giydiğini çok iyi biliyordu. Hakkını veriyordu parçalının sonuna kadar. Gecikmeli de olsa alacak bir kuruşları da kalmadı, bu taraftar da onları unutmadı, unutmayacak. Peki, dakika gecikmeden parasını hesabında gören sizler, sizler nasıl hatırlanacaksınız bizler tarafından? Bunu bir kez olsun düşündünüz mü?

1.04.2010

Abarttınız

Her derbide ev sahibi tribünü normal performansının altına düşer. Bunun aslında çeşitli sebepleri vardır. En büyük 2 sebebi yüksek alkol oranı ve hiç maça gelemeyen insanların özellikle de Fb maçında tribünde olmak isteğidir. Türkiye'nin hatta dünyanın 4 tarafından akın akın insan toplanır derbi günleri stadda.

Pazar günü canımızı sıkan en önemli nokta ise, normalde de kanayan bir yara olan karaborsanın bokunun çıkarılması oldu. Bu sefer durum biraz farklıydı. Fiyatlar uçmuş gitmiş, eski açık için 400, kapalı için 600 gibi rakamlar dolandı tüm hafta boyunca. 1 sene boyunca bu maçı bekleyen insanlar yine gözlerini karartıp rantçıların kucağına düştüler. Kombineler satıldı, ellerdeki toplu biletler satıldı yetmedi, sahte biletler basılıp, onlar bile satıldı. Duyduklarımıza göre bilet vericem diye parayı alıp kaçanlar bile olmuş. Bu işleri aslında birçoğumuz biliyoruz, nasıl olduğunu, kimlerin yaptığını. Kimse çok fazla dillendirmemişti şimdiye kadar. Fakat bu son maç artık çok kişinin canını yaktılar. Hem de öyle böyle değil, çok uzaklardan gelen insanların tüm paralarını aldılar, bilmeyenlere sahte bilet verdiler. Herkesi kandırdılar. Bu vurgun insanları isyan noktasına getirdi. Fotoğraftaki bilet de bu borsacıların yaptığı sahte biletlerden biri. Yuh dedirtiyor. Aslında satana da alana da yuh dedirtiyor.

Şuan için bir diğer derbiyi beklemekten başka şansımız yok neler olacağını görmek için. Bu rantçılara gün vermemek için karaborsa almayın diyeceğim ama her zamanki gibi alınacak. Tek çare kombinedir. Senede 2 veya 3 defa maça gelen bir insan karaborsaya verdiği parayla 1 tane eski açık kombinesi alabiliyor. Önerim budur. Fazlası bizim elimizden gelmiyor. Bir de 1 kerelik gelmeyin kardeşim dünyanın diğer ucundan şu Fb maçlarına. Hem size yazık, hem takıma. Karaborsacılara iş yaptırmamış olursunuz böylelikle.

30.03.2010

Arma - Forma


Herşeyi kabul edebilirim, Sami Yen'de dışarıda her takıma yenilebiliriz. Can sıkar, üzer. Ama mücadele etmediklerini görmek kahrediyor insanı. İçimdeki en büyük sıkıntı rakibime kendi evimde yenilmek değil, yarışta geri kalmak da değil, bizim uğuruna öleceğimiz armayı formayı sırtına geçirenlerden beklediğimiz mücadeleyi göremememizdendir. Artık başka yerde arıyorum suçu,kendimizi suçlamaya başlıyorum. Her mağlubiyet, her kötü oyun sonrası yanlarında olduğumuzu, onları çok sevdiğimizi suçlayan bizlerdedir suç. Kadıköy'deki maçtan sonra ruhsuz oyunlarını protesto etmeyen bizdedir suç. Pazar gecesinden sonra Florya'yı basmayan, otobüsün önünü kesmeyen bizdedir suç. Elbette elaleme malzeme verip, sarı kırmızıyı lekelemek istemediğimizden vermediğimiz tepkilerdir bunlar ama susmaya devam ettiğimiz sürece, bizi umursayacak bir futbolcunun bile olacağına inancım kalmadı artık.

23.03.2010

...

Mekanın Cennet Olsun Örnek Galatasaraylı

Birkaç defa uzun uzun oturup sohbet etme, yemek yeme şansım olmuştu kendisiyle. Her halinden belli oluyordu ne kadar düzgün bir insan olduğunu, Galatasaray'ı ne kadar sevdiğini, ama kızıyordum işte, hem de aşırı derecede kızıyordum Özhan Başkan'a. Karanlık ve kaybolmuş yılların sorumlusuydu O benim için. Aslında birçoğumuz için...
Bu koca adam, çok sevdiği Galatasaray'ı yüzünden yakalandı bu hastalığa. Birkaç ay önce duymuştum, kötü haberin heran alınabileceğini. Ona rağmen kendimi hazırlamışken bile dünden beri yaşadığım üzüntünün açıklamasını arıyorum kendi kendime. Bu kadar sevmiyordum ki ben bu adamı... Seviyormuşum meğerse, insanlığını, efendiliğini, düzgünlüğünü, ve en başta Galatasaraylılığını. Her haliyle örnek bir insanı, büyük bir Galatasaraylıyı kaybettik. Kısacası bir Adanmış Hayat'ı daha kaybettik. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun Başkan'ımızın. İnşallah hepimiz O'nun kadar Galatasaraylılığın ne demek olduğunu anlayabiliriz, hissedebiliriz.

22.03.2010

Değişiyoruz Bozuluyoruz

Bu sene şampiyon olabiliriz ama ben dün bir kez daha emin oldum. Galatasaray yıldız futbolcuların değil, ruhu olan Türk neferlerinin takımıdır. Biz senelerce şampiyonlukları böyle kazandık. Fenerbahçe senelerce şampiyonlukları bu şekilde kaybetti. Ve dün yine şuna emin oldum ki biz takımın kimyasını bu şekilde bozuyoruz. 2 sene öncenin takımı olsa ne yapar eder dün Trabzon'u orada yenerdi. Yenmeyi de geçiyorum, dün akşamkilerin 2 katı mücadele ederdi. O takımla aynı birkaç adam var diyebilirsiniz. Ama işte sırrı da orada zaten, o ruhu o kimyayı bozarsan, aynı adamlar da olsa bir boka yaramıyor malesef.

İstemiyorum temmuz ağustos aylarında, havaalanı karşılamalarını. Flaş transfer haberlerini. Fb'nin transfer haberlerini okumak, bizim yönetimi yavaş davranıyorlar diye, 2. sınıf yabancı topçu alıyorlar diye eleştirmek istiyorum. Eylül'de ekimde güle oynaya gitmek istemiyorum. Mart'ta şaha kalkan takım istiyorum, rakip kim olursa olsun. Zor deplasman öncesi, tüm oyuncuların götünü yırtacağından emin olmak istiyorum. Bizim tarihimiz bu hikayelerle dolu, bu şekilde tarih yazarak büyüdük biz. Bu seneki anlık sevinçleri yaşayan değil, mayıs ayında son gülen olduk, sevinçten ağlayan olduk biz. Unutmayalım ne olduğumuzu, özenmeyelim sahte güzelliklere...
Bir ekleme, sezon sonu şampiyon olursak da aynı düşünceler içinde olacağıma eminim...

19.03.2010

Karşı Yaka'dan Bi Ses mi Geliyor?

yusuf yusuf yusuf yusuf yusuf yusuf yusuf

Başlasın ortamı germeler provakasyonlar...

18.03.2010

Kınalı Kuzular Kalbimizdesiniz



Geri dönmeyi hiç düşünmeyen kahraman şehitlerimizin ruhları şad olsun...

16.03.2010

Tribünden ATILAN(!!!) Taraftar'mış

Dün akşam tüm ana haber bültenlerinde bu haberin videosu vardı. Ağız birliği yapılmışçasına görüntülerin üstüne saçma sapan laflar edildi. Vahşet, dehşet, terör herşey söylendi. Görüntüleri gösterirken, adamın kendini aşağı bıraktığını göstermiyormuş gibi "tribünden aşağı atılan" denildi, itilen denildi. Utanmadan gören gözlerin önünde bunu söylediler. Ntv denen kahpe kanal gün boyu belki 20 kere bu görüntüleri gösterdi aynı cümleleri kullanarak. Hatta daha ileri giderek, "tribünde bıçakla adam öldürülmesi" ve "tribünde silahla adam vurulması" olaylarından ne farkı var diye sorarak, şimdi bakalım ne ceza gelecek diye yönlendirerek.

Ulan ne çabuk yusuf yusuf atmaya başladınız? Çıkıp adam gibi oynicaksınız topunuzu 20000 kişinin önünde. Dizleriniz şimdiden titremeye başlamış belli. Geleceksiniz o stada sike sike. Korkmayın bu kadar korkmayın. Sabaha kadar ağlasanız da, köpeklerinizle insanların kafasını bulandırsanız da, korkunuzla yüzleşip yine geleceksiniz.